18.08.2017

Kim Seni Senin Yerine Sevebilir?


Bir gün gerçekten dünyada yalnız hissettiğim zaman şöyle demiştim kendime "Kimse sevmezse bile beni bu umrumda değil. Umrumda değil çünkü sevilmekle ilgilenmiyorum. Ben yalnızca kendim olmakla ilgileniyorum ve eğer ben kendimi çok seversem zaten kimseye ihtiyacım olmayacak." Gerçekten böyle düşünebildiğimiz nadir anlar vardır sanırım hayatta. O nadir anlardan birini yaşıyordum ve resmen kendi hayat yolumda aydınlanmış hissetmiştim. Ancak tabiki de çok az zaman böyle devam edebildim. Ben kimsenin sevgisini istemediğim işte o dönemde hep sevildim. Insanların bana sevgiyle yaklaştığını deneyimlediğim o zaman hayatta her şeyin kendimizde bitip kendimizde başladığını anladım. Artık inanmanın o kadar da yadsınacak bir olgu olmadığını düşünüyorum. İnanç bu yaşamın temeli. Sevilmeye layık olduğumuza inanmak, başarılı olacağımıza inanmak, güzel olduğumuza inanmak...

Sonra şöyle düşünüyorum; kimse kalmayabilir etrafımda. Herkes bir gün gidebilir iyi veya kötü nedenlerle. Bana tek kalacak kendimim. Öyleyse en çok kendimi sevmek neden bencillik olsun? En çok kendidimi sevdiğimde tüm insanları olduğu gibi kabul ettiğimi anladım. İnsanlar oldukları gibi güzeldi. Kendim olduğum gibi güzeldim; tüm kırgınlıklarımla. Gerçek sevgi önce kendimizle başlıyor. Kim ne derse desin artık bunun bir bencillik değil tam tersi insan doğasının temeli olduğunu düşünüyorum. Bir insan kendini ne kadar sevebiliyorsa o kadar seviyor diğerlerini de. Ve o kadar seviliyor. Çünkü etrafa öyle bir enerji yayıyor. Tüm hücreleriyle bağırıyor "Ben sevilmeye layığım. Mükemmel değilim. Biliyorum ama umrumda değil. Siz ne derseniz deyin siz olsanız da olmasanız da ben kendimi seviyorum. "

Öyle kolay değil ama. Kendini alacaksın bir köşeye sorular soracaksın. Ne yönlerim eksik benim ve ne iyi yönlerim var elimde. Önce bir eksiğini, geçmişini, geleceğini, şimdini güzelce bir kabulleneceksin. Geçmiş geçmişte kaldı diyeceksin. Her şeyi, herkesi ve kendimi affediyorum; mükemmel değilim diyeceksin ama tamamen kabulleneceksin. Sonra elimde neler var benim diyeceksin. İyi olan ne varsa biraraya getireceksin. Sonra elindekilerle yola çıkacaksın. Kendine acımadan, kızmadan. Kendini çok ama çok severek.

15.08.2017

25 Yaşıma Sevgilerle,


Elinde ne var dersen 22 yılım var işte. Bir edebiyat diplomam var. Bolca hayallerim var. Sanırım birazcık da olsa kendime olan inancım var. Kendimden çok kafama koyduğumu yapma konusundaki inadım desek daha doğru olur. Annem var, anneannem, kardeşim. Bana destek olabilecek bir ailem var işte. Formasyon eğitimim var. Sağlığım yerimde. Kitaplarım var. Ondan daha fazla olan okuma aşkım var. Küçük fotoğraf makinem var sonra. Çok sevdiğim birkaç arkadaşım da benimle. Birkaç yabancı arkadaşım var. Onlarla pratik yaptığımız bir İngilizce grubumuz var. Bir işim yok. Artık okulum da bitti. Belirli bir geleceğimse hiç yok. Çok sevdiğim blogum var ama. Yazabiliyorum, yazıyorum. En çok o var.

Sonra bir an gözlerimi kapatıyorum. Ve bazı görüntüler gelip geçiyor gözümün önünden. 25 olmuşum. Şu İngilizce işini halletmişim artık. Şakır şakır İngilizce konuşuyorum. Çok istediğim fotoğraf makineme kavuşmuşum. Hatta arada sualtında bile fotoğraf çekiyorum. Öğretmenim artık. Atanmışım. Tam da istediğim gibi bir giyim tarzına sahibim. Yüksek lisans yapıyorum. Ölene kadar okumaya devam! Kitap instagramı açmışım ve oradan kitap paylaşımları yapıyorum. Spor yapıyorum, her zaman istediğim o vücuda kavuşmuşum. Biraz İspanyolca öğrenmişim. Korece öğreniyorum. Belki bir yaz okuluna gidiyorum Koreye. Vakit buldukça dünyayı geziyorum. Kitap yazıyorum; küçüklüğümden beri hep istediğim gibi bir yazarım artık. Hala blogumda da yazıyorum tabi. Odamı istediğim gibi düzenlemişim. Minimalist. İşaret dilini öğrenmişim. Belki de işaret diliyle kitap yorumları paylaşıyorum. Araba sürüyorum. Arkadaşlarım hala var. Bu sefer daha da çok.

Yolum uzun a dostlar. Hayallerim de bunlar. 3 yılda ne kadarını yapabilirim bilmiyorum. Ama hayallerimi her şeyden çok gerçekleştirmek istediğim kesin. Cesaretim var mı onu da bilmiyorum. Ama tek bildiğim sonuna kadar gitmek istediğim.

28.07.2017

Herkes Yeniden Başlamayı Hak Eder

Bugün kalbimin en derinliklerinden gelen bir dileğim var. Yeni bir başlangıç olsun bugün.


Biriktiriyoruz, erteliyoruz, doğru zamanı bekliyoruz. Ama elimizde şimdiden başka ne var ki? Geçmiş ya da gelecek bir illüzyon değil mi? Mutluluğu beklemek, mükemmelliği beklemek... En iyisi mi elimizdekilerle başlamalı. Hayat bir hedefe ulaşmaktan çok, o hedefe doğru ilerlerken başımıza gelenler değil mi? Doğum ve ölüm arasındaki basit bir çizgide saklı oysa her şey. Gerçekten mükemmel olmayacak hiçbir şey. Ama güzel olabilir mesela. Mutlu olabilir ya da eğlenceli bazen zor. Ama hiçbir şey mükemmel olmayacak. 

Şimdiden yola çıkıyorum. Geçmişi ve geleceği tamamen kabul ettim bugün. Artık geçmişten korkmuyorum ve geleceği her gün düşlemeyi bırakıyorum. Nasıl bir huzur anlatamam. Ancak elimde şimdiden başka bir şey olmadığını da anladım. Küçük adımlarla başlayacağım. Yapmak istediklerimle ilgili mükemmeli aramayı bırakalı bayağı oldu. Aslında iki saat. Bebek adımlarıyla ilerleyeceğim. Hayatımın tadını çıkara çıkara, yokuşlarda dinlenerek ve hep eğlenerek, inandığım şeyleri yaparak. Ah biliyorum hayat çok kısa işte. Mükemmellik için, hep doğru zamanı beklemek için. Bir yaz gününde insan daha neyi isteyebilir kendi olma şansını yakalamaktan başka?

Bugünden sonra ertelemekten vazgeçtiklerim;

Çok su içmek
Sınava hazırlanmak
Meditasyon yapmak
Spor yapmak
Daha fazla yazmak
Daha çok okumak
İbadet etmek
Eğlenmek
Kıyafetlerimi sil baştan ele almak
Gülümsemek ve hep neşeli olmak
Kuralsızlık 
İngilizce ve bir dil daha öğrenmek


13.07.2017

Olmak Ya Da Olmamak İşte Bütün Mesele Bu



Hayal kurmak... Hayal bozmak... Düşlemek ve o düşleri gerçekleştirmeyi istemek...

Bu dünya, hayallerle süregeldi. Küçük düşler kuranlar ve bunları gerçekleştirme cesaretine sahip insanların yaptıklarıyla dolu bu dünya. Herkes hayal kurar, herkes nasıl birisi olmak istediğini hep bilir. Tek fark bazıları bunları gerçekleştirmek için harekete geçer bazılarıysa hayallerinin potansiyellerine doğmadan yok olup gitmelerine izin verir. 

Momentum kanunu iki aşamadan oluşur; ilki düşlemek ve ikincisi harekete geçmektir. Özünde bunu ortaya koyar. Hayal kurmanın mükemmelliğine inanıyoruz. Kafamızın içinde pek çok düşün peşindeyiz. Bazılarını gerçekten gerçekleştirmek istedik bazılarıysa sadece genel geçer şeylerdi. Her ne olursa olsun her düş bir gün gerçekleşme potansiyelini içinde barındırır. Bir düşperest çıkar ve bir hayal kurar. Sonra da şöyle düşünmeye başlar "Evet, bu gerçekleştirilebilir bir şey aslında. Ben bu hayalimi gerçeğim yapmak istiyorum." Sonra insanlar çıkagelir, ona yapamayacağını söyler. Bir kişi, iki kişi sonra üçüncü. Ama cesaret her şeyin başıdır ve pes etmeyenin düşü gerçek olur.

Daha zayıf olmayı, yeni yılda sigarayı bırakacağımızı, dünyayı kurtaracağımızı, yeni bir dili, sınıf birincisi olmayı kaç kere daha düşleyeceğiz? Kaç kere daha gerçek cesareti olanların düşlerimizi yaşamasına şahit olacağız ve biz öylece izlemeye devam edeceğiz? Neden kendimizi ertelemeye devam ediyoruz, yaşam sonsuzmuş gibi?

Lise yıllarında Shakespeare ile tanıştığım dönemde yeni bir sonetini keşfetmiştim. Hani "Var olmak mı yoksa olmamak mı?" diye başlayan olanı. O zaman zevkle okuyordum ama şimdi bakınca çok da anlayamamışım diyorum. Ancak anlayamasam da neden bu kadar çok sevdiğimi anlamaya başlayınca farkettim. İçten içe, bilincim farkındaymış demek ki ne anlattığını. Gerçekten var olmanın hafifliğini anlatıyor o dizeler. Hayalleri, düşleri gerçekleştirmeyi seçtiğimiz sürece biz biziz. Varlığımızı ortaya koyabilmek önemli olan. Hayal edebilmek önemli ama hayal etmenin amacı gerçekleştirilebilir olması. Walt Disney de hayal etti. Mustafa Kemal de. J. K. Rowling de gözlüklü yetim çocuğun hikayesini milyon kez kafasında hayal etti. Ya yazmasaydı? Ya harekete geçmeseydi ve yazmaya başlamasaydı? Bugün Ingiltere'nin en çok kazanan yazarı olur muydu? Düşlemek güzeldir ancak onlar gerçekleştirilmeye başlanırsa bir değer kazanır. Bir gün düşlerimiz için savaşmaya başlamamız dileğiyle.

12.05.2017

Nasıl Hatırlanmak İsterdiniz?



Öldüğüm zaman insanlar beni nasıl hatırlasın biliyorum. Ama bunları gerçekleştirmek bazen çok zor. Çünkü hayat planlamadığımız koşulların içinde yol aldığımız bir süreç bazen. Bazen bazı şeyler gerçekten kısmet. Ama bazen değil. Çabamıza bağlı. Kendimize güvenimize, neyi daha çok istediğimize bağlı. Nelerden fedakarlık yapıp, nelerden yapmadığımıza bağlı. Bugün geri kalan hayatımın ilk günü. Biraz hüzünlü biraz "Garip". Tıpkı en sevdiğim edebiyat grubunun adı gibi. Onların anlattığı gibi bir tuhaf gün. Ama düşünüyorum; insanlar beni nasıl hatırlayacak? Nasıl hatırlasın? Biliyorum. Biliyorum da bazen çok zor. Benim hayat yolum, hedeflerim, hayallerim hep zor. Pes etmeye yer yok. Ama ben pes ediyorum bazen en başında. Bugün geri kalan hayatımın ilk günü. Ve ben nasıl hatırlanmak istiyorum?

Blogumu uzun zaman önce hayallerimi gerçekleştirmemde bana rehberlik etmesi için açmıştım. Geriye dönüp baktığımda, ben neleri başardım, hangi hayallerime ulaşabildim görebilmek için... Biraz yol aldım ama istediğim yere çok uzağım. Uzağım ve çok tembelim. Uzağım çünkü zaman hızla geçiyor. Uzağım ama bugün geriye kalan hayatımın ilk günü. İçim bir yaz akşamı gibi ferah ve huzurlu değil. Ama hayallerim var gerçek olmayı bekliyorlar. Çünkü ben nasıl hatırlanmak istediğimi biliyorum. Öldüğümde başarmış olmayı diliyorum, insanların hayatlarına dokunabilmeyi diliyorum. Bir sürü ülkeden bir sürü insanla tanışmayı, insanlara karşı hep kibar olmayı diliyorum. Bir sürü dil bilmeyi ve çok okumayı diliyorum. Dünyayı gezmeyi diliyorum. Yüksek lisans yapmayı diliyorum, kitap yazmayı diliyorum.

İnsanlar, öldüğümde benim için "O başardı, ülke için ve insanlar için çalıştı. İnsanların hayatlarını değiştirdi." desinler istiyorum.  Kimse bilmese de ben bileyim istiyorum. Bugün geriye kalan hayatımın ilk günü. Çok mutlu değilim, ağlamaklı bir hal. Aşık değilim, hiç olmadım. Ama hayatta her şey aşk değil. Biliyorum. Büyüyorum. Biliyorum ama hep de çocuk kalacağım. Onu da biliyorum.

Bugünden sonra ben ben olmak istiyorum. Allah'ın bana birazcık daha kendim olma şansını tanımasını diliyorum. Hayallerimi diliyorum bugün. İyi hatırlanmayı diliyorum.

1.05.2017

Velhâsıl Kelâm

...velhâsıl kelâm artık musmutluyum. Bir masalın sonuymuş gibi değil de her şey yeni başlıyormuş gibi bir mutluluk. Çünkü mutluluğun kendisini dışarda aramaktan vazgeçtim. Hepsi içimde. Hem hep mutlu olmak da bir garip değil mi zaten? Arada hüzünlenince mutluluğun değerini ayrı anlıyor insan.

Aşk her şey değil hayatta. Daha başka şeyler var ondan önce. İnsanlara iyilik yapmak var mesela, edebiyat var, vatan sevgisi var, aile var. Sevgi var; hayvan sevgisi, insan sevgisi... En çok da edebiyat var iyi ki! Dünyayı keşfedecek olmam var mesela bir de. Yıllardır hayalini kurduğum bir takım işler.

16.04.2017

ATA'M


"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." 

ATA'M seni anlayamadılar. Biz seni hatalarının varlığıyla kabul ettik. Biz seni insanlığınla sevdik. İnsan hata da yapar dedik. Zaten sevmek böyle bir şey değil midir; bir insanı hatalarıyla sevmek... Ama bu insan ne yaptıysa samimiyetle tüm vatan için yaptı dedik. İnandık. Bu uğurda tüm inandıklarımızda doğru çıktı. Tarih her şeyi kanıtladı. Her şeyi, tüm yetkileri kendinde toplayabilirdin sen de. Oysa millete verdin tüm yetkileri. Sen milletini kendinden de üstün tuttun. Seni anlayamadılar. Oysa birçok insan vardı senin de arkandan gelecek. Hayır, dedin egemenlik milletindir. Sırf bu yüzden bile izindeyim işte. Akrabalarını başa getirenlere, yatlar, katlar içinde safaa sürenlere, millet çapulcudur, bir tek ben ve benden olanlar doğrudur, akıllıdır diyenlere nazaran senin tek bir sözün var. Yaptıkların var. Belki de bugün son kez adam yerine koyulup seçime gidiyoruz. ATA'M seni anlayamadılar bir tek ona üzülüyorum.

Laiklik fikrini anlayamadılar ki kabul etsinler. Sen değil miydin o güzel dini siyasetin kirli oyunlarından uzak tutmak isteyen.

Bir ideoloji yıkılabilsin ki yerine bir yenisi getirebilsin. İşte bu yüzden seni ayaklar altına almak istemeleri. Yerden yere vurmaları. Bizlere yalnız seni değil, Çanakkale'yi de unutturmak istiyorlar. Yalnız seni değil Seyid Onbaşı'nın inancını da unutturmaya çalışıyorlar. Bu milletin kurtuluşunu unutturmaya çalışıyorlar. Çünkü 100 yıl önce bu millet izin vermedi Avrupa'ya. Türk milletinin yıkılışına izin vermedi. İnsanların göremediği bir oyunun içindeyiz. Ama ben bu millete güveniyorum. Tıpkı Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi savaşa direndi bu millet sonuna kadar. Ama bir şeyleri görünce ülkeyi sonuna kadar savundular. Seni anlayamadılar ATA'M ama inanıyorum eninde sonunda anlayacaklar.

Bu geçici dünyada bir kişi bile kalmasa sana inanan gene de inanmaya devam edeceğim. Çünkü ben kendi doğrularımla varım. Kim ne dersi desin neyin doğru olduğuna inanıyorsam onun izinden gittim hep. Gene de öyle olacak. İnandıklarımla devam edeceğim. Ama gene de en çok seni anlayamamalarına üzülüyorum.