26.04.2015

Hızlı ve Öfkeli


Hızlı ve Öfkeli'yle aksiyon filmlerine hayran kalmak diye bir şey varmış; öğrendim. Serinin de diğer aksiyon filmlerinin de sıkı bir takipçisi değilim. Ancak Hızlı ve Öfkeli 7'yi sinemada izledikten sonra aksiyon filmlerini sevdiğimi anladım. Oturup bir hafta içinde serinin diğer tüm filmlerini izledim. Paul Walker'ın ölümü beni biraz daha üzdü; serinin devamının gelip gelmeyeceğini merak eder oldum. Sanırım seri fazlaca sevildiğinden ve serinin yedinci filmi rekor üzerine rekor kırdığından  sekizincinin yolda olduğu söyleniyor.  Pek bir sevindim ve mutlu oldum.

Evet, biliyorum! Biliyorum! Hızlı ve Öfkeli serisi gibi diğer tüm aksiyon filmleri de insana eğlenceden başka, fazla bir şey katmıyor. Bir sanat filmi değil dahası bir mesaj içermiyor denilebilir. Ama tabi ki ben bu filmlerde bile kendime ders çıkartacak bir şey bulmayı başardım. Ailenin önemi. Yani evet, serinin başından en sonuna kadar bu vurgulanmış. Karakterlerimiz aile üyeleri için kendilerini tehlikeye atmaktan kaçınmıyorlar. Dahası basit arkadaşlıklar yerine dostlarını ailelerine katıyorlar. İyi dostlar biriktirdim hepsi ailem oldu da denilebilir buna.

Sizi bilmem ama benim favori karakterim Dominic Toretto. Gerçekte böyle bir insan var mıdır çok merak ediyorum; dışardan sert görünen ama aslında merhametli mi merhametli biri. Filmde zaten tüm oyuncular görünümleriyle de tarzlarıyla da karakterlere tam uymuşlar. Gerçekten iyi oyuncu olmak diye bir şey var sanırım. Serinin bu kadar tutulmasının sebebi belki de budur. Ancak tüm bu seriyi gerçekçilik bakımından değerlendirmek yanlış olur. Gerçekçi olmayı değil eğlendirmeyi amaçladıklarını unutmamak lazım.

Kısacası, bu seriyi, oyuncularını seviyorum. Filmleri izlemekten zevk alıyorum. Vin Diesel'ın ses tonu diyorum susuyorum :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder