24.06.2015

Salla Gitsin


Çok geç kalıyormuşum
Beynimde hiçbir şey yokmuş
İnsanların söylediği bu
İnsanların söylediği bu
Çok fazla kişiyle çıkıyormuşum
Ama kalmalarını sağlayamıyormuşum
En azından insanların dediği bu
İnsanların dediği bu

Ama yolculuğuma devam ediyorum
Durduramıyorum, hareket etmeyi durdurmayacağım
Müziğe sahipmişim gibi
Aklımda, iyi olacağını söylüyor

Çünkü oyuncular oynamaya devam edecek, oynama, oynamaya
Nefret edenler nefret etmeye devam edecek, nefrete, nefrete
Bebeğim sadece sallayacağım, sallayacağım, sallayacağım
Bundan kurtulacağım
Kalp kıranlar kırmaya devam edecek, kırmaya, kırmaya
Sahteler sahteliğe devam edecek, sahteliğe, sahteliğe
Bebeğim sadece sallayacağım, sallayacağım, sallayacağım
Bundan kurtulacağım, bundan kurtulacağım

Bir tempoyu asla kaçırmam
Ayaklarımın üzerini aydınlatıyorum
Ve bu da onların görmediği şey
Anlamadıkları şey
Kendi kendime dans ediyorum
Yürürken hareketleri yapıyorum
Ve bu da onların bilmediği şey
Bilmedikleri şey

Ama yolculuğuma devam ediyorum
Durduramıyorum, hareket etmeyi durdurmayacağım
Müziğe sahipmişim gibi
Aklımda, iyi olacağını söylüyor

Hey, hey, hey
Kazanırken sadece perişan yalancılar hakkında düşün
Ve dünyanın kirli, kirli hilelerini
Bu hasta tempo tarafından yutulabilirsin

Eski sevgilim yeni kız arkadaşını getirdi
Kız "Aman Tanrım" der gibiydi
Ama ben sadece sallayacağım
 Ve oradaki acayip iyi saçlı dostum
 Buraya gelmez misin bebeğim birlikte sallayabiriz, sallayabiliriz

Yeni Blog Teması, Yaz ve Yeni Heyecanlar


Hayatta kendimi bildim bileli sevmeyi değiştiremediğim şeylerden bazıları; en sevdiğim rengin mavi olması, kitaplar bir de yaz mevsimi. Baharın gelişini dört gözle bekler; sırf ardından yaz geleceği için bahar aylarını da pek bir severim. Yaz mevsimine aşığım. Kışı oldum olası benimseyememişimdir; yeni yıl gecesi hariç. O yüzden şu günlerde pek bir mutluyum. Yaz okuluna kalmaktan yırttığım, fotoğraf makinemi de almaya sayılı günler kaldığı için mutluyum. Yazın bol bol fotoğraf çekmeyi planlıyorum. Yanıma bilgisayarımı da götürmeyeceğim; tabi bu blogda yazı yayımlamayacağım anlamına gelmiyor dostlar. Telefonda internet paketim elverdikçe bir şeyler çiziktirmeye devam edeceğim. Dersler de beni bunaltmayacağından daha fazla yazı yazmayı umut ediyorum.

Yazın da gelmesiyle yeni bir tema oluşturmak istedim. Umarım başarılı olmuşumdur. Bu temaya uzun zamandır aşk besliyordum, tema başında bulunan uçan kuşlar yüzünden. Kuş figürüne özellikle de uçan kuşlara ayrı bir sevgim var; özgürlüğüme düşkün biri olduğum için olsa gerek. Zaten bu da benim son özgür yazım gibi geliyor. Daha sonra kpss ve diğer tüm şeylerle uğraşacağım için sakin kafayla dinlenebileceğim son yaz. Çok daha sonraları da iş hayatına atılacağımdan böyle vakit bulamayacağım. O yüzden bu yıl dibine kadar eğlenmeyi planlıyorum; kendi kendime yeni uğraşlar bulmaktan, fotoğraf çekmekten, kitap okumaktan, yazı yazmaktan en fazla denize girmekten falan bahsediyorum. Ordan oraya gezip, arkadaşlarımla çılgınlar gibi eğlenip, barlarda falan geceleyeceğimi düşünmeyin. Anneannem bir de benden küçük kuzenlerle, bir tanecik erkek kardeşimle denize girmeli, az miktarda internetli bir tatilden bahsediyorum. Peki sizin tatiliniz nasıl gidiyor, neler yapmayı planlıyorsunuz? Ve son olarak da herkese hayırlı ramazanlar ve iyi tatiller!

9.06.2015

Bülbülü Öldürmek


"İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır."

Harper Lee kendi çocukluk hikayesinden esinlenerek kitabını yazmış. Bana göre ilginç bir yazar. Yazdığı tek roman Bülbülü Öldürmek. Ve romanını yazdıktan sonra büyük bir üne kavuştu. Ancak o sessiz sakin kendi halindeki hayatını yaşamaya devam edip, hiçbir televizyon programına çıkmamış. Onun yerinde olsam aynısını yapabileceğimi pek sanmıyorum. Çünkü okuyucu sevdiği bir romanın yazarının kim olduğunu bilmek isteyebilir, hakkında daha fazla şey merak edebilir.

Romandan fazla şey beklemeyin, sakin ilerleyen, basit bir sona sahip. Ancak farklı. Bülbülü Öldürmek diğer romanlarda olmayan kendine has bir hisse sahip. Oldukça berrak, küçük bir çocuğun ağzından anlatıldığından olsa gerek. Annesini hatırlayamayacağı kadar küçükken kaybetmiş Scout'ın, Amerika'nın güneyinde ırkçılığın var olduğu bir zamanda abisi Jem ve avukat babasıyla birlikte büyüyüş öyküsü. Abisiyle oynadığı küçük oyunları, komşuları, küçük bir çocuğun olaylara bakışını izliyoruz. Scout bir kız çocuğu ancak diğerlerine göre biraz farklı; elbise giyip yemek pişirmeyi öğrenmek yerine abisiyle oynamayı, çocuklarla kavga etmeyi tercih eden bir kız çocuğu. Romanın ifade ediş tarzı yalın olmasına rağmen oldukça ağır bir temanın üzerine kurulu; adalet. Çocukların babaları suç işlediği düşünülen bir siyahiyi savunmak zorunda kalır. Ancak sırf siyahi olduğu için eşitsiz bir şekilde yargılanır, hem de iftiraya uğradığı ve suçsuz olduğu halde. Bülbülü Öldürmek de buradan geliyor; bülbül kimseye zararı olmayan kendi halinde, şarkı mırıldanmaktan ve ötmekten başka bir şey yapmayan zararsız bir hayvan. Saksağanı vurabilirsin çünkü o tarlalara zarar verebilir ancak bülbülü öldürmek günahtır. 

1960 yılında yayımlanan roman klasikler arasında yer almayı başardı. Pulitzer ödüllü bir roman. Sakin kafayla yavaş yavaş okuyacağınız bir kitap. Son derece okunmaya değer. O yılların Amerika'sına, küçük bir kasabaya, insanların adaletsizliģine, Allah'ın adaletine bir bakış atmak istiyorsanız okuyabilirsiniz. Seveceğinize inanıyorum.

6.06.2015

Senden Önce Ben

"Aşk vardır, ona inanmaktan vazgeçme."
"Birbirlerine aşktan başka verecekleri bir şey yoktu."
 -
"... Ama artık her şey değişti. Hayal ettiğin kadar varsın."

Aşkı iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir kitap, sizi ağlatacak cinsten. Okumayı bitirdikten sonra bir süre hakkında düşüneceğiniz karakterler, gerçekte yaşamalarını isteyeceğiniz türden...
Will, bir kaza sonucu tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştu. Hayat enerjisinin kaybetmişti. Bir gün karşısına Lou çıktı. Bu kadın diğerlerinden farklıydı, sahip olduğu hayat enerjisiyle Will'i yeniden hayata döndürebilecek miydi?
Karmaşık ve nerdeyse gerçek hayatta da karşımıza çıkabilecek kadar gerçek bir hikaye. Sizi öyle bir etkisi altına alıyor ki, seneler sonra bile hani bir tane roman vardı diyorsunuz. Olay kurgusu ve karakterleri şahane. Hayatınızı etkileyecek bir roman arıyorsanız ve benim gibi aşk romanlarına bayılıyorsanız tam size göre. Gerçekten aşık olma hissi uyandırıyor, ama fazlasıyla hüzünlü. Okuyalı bayağı oldu. Ancak hala aklımda kaldı, kitabı bitirip dakikalarca ağladığımı hatırlıyorum (Evet, itiraf ediyorum ben de o sulu gözlülerdenim :D)

Lou, gayet renkli bir kişiliğe sahip. Giydiği arı deseni çoraplarıyla da oldukça çocuksu. Neşeli, mutlu bir kadın. Will ise kaybettiklerinin acısıyla içe kapanık, daima öfkeli ve mutsuz. İki zıt karakter birlikte nasıl olur diyorsanız, çok da güzel olurmuş meğer. Lou Will'i hayata döndürmek için elinden geleni yapacak. Will nasıl davranacak, işler nasıl yürüyecek diyorsanız buyurun okuyun :) Mendilinizi de hazırlayın. Aslında anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki bu kitapla ilgili; anlatıp da merakınızı kaçırmak istemiyorum. Basit bir aşk romanı değil, benim yazmak isteyeceğim türden bir roman. Bu yüzden yazar Jojo Moyes'ı bu romanı yazdığı için kıskanmıyor değilim.

Ancak bir itirazım olacak; Pegasus yayınlarına. Kitap fiyatlarını bu kadar yükseltmekte ne? Çok iyi bir yayınevi olmasına rağmen, senelerden beri en iyi romanları basmalarına rağmen bu kadar yüksek fiyat koymaları resmen kitap severleri üzüyor. Yapmayın öyle şeyler, arkadaşım.

 "Treena beni dikkatlice inceledi. "Annem gerçekten hoş biri olduğunu söyledi."
"Evet, öyle."
"Yakışıklıymış da."
"Belkemiğinde hasar var diye Quasimodo'ya benzemesi gerekmiyor."
-

"Ne var biliyor musun? Bazen sabahları uyanmak istememin tek nedeni sen oluyorsun Clark."

-
"Bilgi güçtür Lou."
-
"...İşte böyle. Kalbimde bir iz bıraktın Clark. Komik kıyafetlerin, kötü esprilerin ve en küçük bir duygunu bile saklamak konusundaki beceriksizliğinle odamdan içeri girdiğin ilk andan itibaren bende bir iz bıraktın. Sen benim hayatımı, bu paranın senin hayatını değiştireceğinden çok daha fazla değiştirdin."
-
"Beni o kadar sık düşünme. Seni sulu gözlü bir şekilde hatırlamak istemiyorum. Sadece iyi yaşa. Sadece yaşa."


Hikaye son bulduğunda, karakterlerin özellikle de Lou'nun hayatı kökten değişiyor. Hayatta öyle zamanlar olur ki bir daha eski siz olamazsınız, Lou da değişiyor, büyüyor. Tabi yalnızca kitap karakterleri değil siz de eski siz olamiyorsunuz hikaye sonunda. Senden Önce Ben öyle bir kitap. Gerçek gibi. Siz yaşamışsınız gibi. Büyülü. Büyünün yalnızca fantastik kitaplarda olmadığının kanıtı gibi.

Bir Keman Macerası

 
 Müzik benim için bir aşk. Müzik dinlemeden geçirdiğim bir günümün bile olduğunu hatırlamıyorum.
Tasavvufi inanışa göre, insanlar müzikte Allah'ın sesini ararlarmış. Ruhlarımız yaratıldığında Allah ruhlara "Ben sizin Tanrınız değil miyim? " diye seslenmiş. Onun sesini duyan ruhlarımız dünyada da bu sesi aramaya koyulmuş. Sürekli farklı şarkıları dinlememiz, yeni yeni şarkılar keşfetme isteğimiz bundan ötürüymüş. Tabi ne kadar doğru ve İslamiyet inancında bunun ne kadar yeri var bilemiyorum.
 
Keman çalma isteğim son birkaç yıldır vardı. Geçen dönem keman satın aldım ve bir keman kursuna yazıldım. Aslında başlarken gayet istekliydim. Ancak daha sonra tahmin ettiğimden daha zor olduğunu ve özel bir ilgi yaratmam gerektiğini anladım. Hatta çok küçükken başlamam gerektiğini düşündüm. Geçenlerde de kemanımı geri verdim. Satabilirlerse bana haber vereceklerdi. Bayağı haber alamadım. İçimde de hala çalma isteğim olduğunu anladım. Keşke satılmasa diye düşünmeye başladım. İnternetten küçük bir araştırma yaptım ve tam da bana hitaben bir yazı gördüm. 20 yaşında keman çalmaya başlayacaklara öneri; her gün bir saatinizi ayırarak bu işin üstesinden gelebilirsiniz, yazıyordu. Bu işin ilk başlarda zor olduğu, asıl eğlencenin biraz ilerledikten sonra olacağı yazıyordu. Bunun üzerine kemanımın satılmadığını öğrenince geri aldım. Sanırım bu işi tekrar deneyeceğim. Kaybedeceğim bir şeyim yok; ayrıca daha 20 yaşındayım. Yani, bir beş sene sonra bu işte ilerlemiş olacağım.
 
Neredeyse bir isteğimden çalışmak zorunda olduğum için vazgeçecektim, sırf böylesi daha kolay olacağı için. Bir nevi tembellik yaptığım için. Oysa çalışmadan, kolay yoldan bir şeylerin elde edilemeyeceğini çok iyi biliyorum. Şu pes etme huyumu nerden kaptım bilmiyorum, son zamanlarda oldu. Oysa vazgeçmekten nefret ediyorum. İşini sonuna kadar götürmeli insan. Ve inandığı şeyler için tembellik yapmamalı, kaçmamalı...

Justin Timberlake'den Seçmeler

Tatlı hafta sonları geçirmeniz dileğiyle...