28.08.2015

Alacakaranlık


Ne kadar beğeneni kadar beğenmeyeni olsa da, kurgu hatalarına rastlasam da benim en sevdiğim kitap serilerinden biridir Alacakaranlık. İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu Stephenie Meyer gece bir vampir ve bir kızın birbirlerine aşık olduklarını, çimenlerin üzerine uzandıklarını görür rüyasında. Bir gecede karar verip bunu bir hikayeye dönüştürür. Yaklaşık bir ay kadar kısa bir sürede romanını tamamlar. İlk başta yayımlamayı düşünmez; zira yalnızca eğlence olsun diye yazmıştır. Ancak bir yakını yayımlatması için teşvik edince birçok yayınevinin reddetmesine rağmen sonunda kitap yayımlanır. Sonrası mı? Yıllar boyunca kitapları defalarca okuyup, her filmin çıkmasını dört gözle bekledim. En yakın arkadaşım da benim kadar çılgın gibi hayrandı. Dolayısıyla lise boyunca yani tam dört yıl her sene ta ki lise son bulana dek sinema yollarını aşındırdık birlikte.

Bir gün evde oturmuş ne izlesem diye kafa yorarken rastgele gördüm filmi. 2008 falandı. Filmin kitaptan ilk uyarlandığı yıl yani. Filmi izledim; aşık oldum. Tuttum tüm kitapları okudum. Yazarın Alacakaranlık'tan önce yazdığı Göçebe kitabını da dahil olmak üzere her şeyi yaladım yuttum. Edward mı Jacob mı savaşını içimde başlattığım zamanlardı. Hangisini seçeceğimi bilemiyordum. Sonunda kurt adam olmak daha cazip geldi.

Her ne olursa olsun; bana müthiş duygular yaşattığı için, lise yıllarımın müthiş geçmesine sebep olduğu için Stephenie Meyer en sevdiğim başta gelen yazarlardan. Benim için tarzıyla örnek aldığım ve feminem tavrını taktir ettiğim Kristen Stewart'la bu seri sayesinde tanıştım. Robert Pattinson'u saymıyorum bile! :) Harry Potter serisinden hayranı olduğum Emma Watson da ikondur gözümde; bunu da belirteyim :)

Gerçek aşka sahip çıktığı için bile taktire değer; en azından kötülemelerini anlayamıyorum. Vampirlerin ve kurt adamların var olmasında bir sıkıntı yok ama diğer her şey gerçekçi olmalı kimilerine göre. Seri baştan gerçekleri anlatmıyorken; gerçekleri anlatma kaygısında değilken farklı bir esere saygı duymayı kendilerine yediremiyorlar gibi. Aşkın vazgeçilmemesi gerektiğini anlatması, sırf tensel bir şey olmadığına değinmesi gençler için güzel bir örnek. Sırf bu bile başlı başına büyük bir mesajı içeriyor. En azından saçma sapan aşk romanlarından daha iyi. Günümüzde yazılanları görüyoruz. İşte bu yüzden hayranıyız; önümüze ısıtılıp ısıtılıp aynı şeyleri koymalarından bıktık. Edebi olanı ve özgün eserleri arıyoruz!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder