26.11.2015

Sevginin Bağladıkları


Uzun zamandır böylesine naif bir aşk filmi izlememiştim. Kesinlikle aklıma kazınan filmlerden bir tanesi oldu Sevginin Bağladıkları. Aslında 1957 yılında Unutamadığım Aşk isimli bir filmin 1992 senesindeki başka bir uyarlaması. Tom Hanks ve Meg Ryan'ı izliyoruz bu güzel uyarlamada. Ben henüz doğmamışım; doğmama henüz üç yıl varmış o zamanlar. Çok sakin ilerleyen, arka fonda sakin müziklere sahip iyi bir Amerikan filmi. Sıcacık bir film, hem hüzün hem de mutluluk mevcut. İyi bir yapım. Kış aylarında battaniyeye sarılıp izlenilecek filmlerden.

Sam adındaki bir mimar eşini kaybetmenin acısını yaşarken aynı zamanda tek başına oğlunu büyütmek zorundadır. Sam eşinin ölümünü bir türlü üzerinden atamaz ve oğlu henüz küçük bir çocuk olmasına rağmen bu durumun farkındadır. Çocuk saflığıyla bir gece radyo programına telefonla bağlanır ve babasıyla ilgili duyduğu üzüntüden ve babasının birisiyle birlikte olmasını istediğinden bahseder. Ardından evlerine birçok kadından mektuplar yağmaya başlar. Annie ise nişanlısıyla birlikte tekdüze bir hayat yaşamaya devam eden yayıncılık işinde çalışan genç bir kadındır. Bir gece radyoda Sam'i ve oğlunun canlı bağlantılarını dinledikten sonra gizlice tanımadığı bu adama bir hayranlık duymaya başlar. Ve aynı zamanda kendi ilişkisini sorgulamaya başlar. Annie'nin çok yakın bir arkadaşı ise Sam'e Annie'nin ağzından yazdığı bir mektup yollar.

Bana kalırsa gene gerçek aşkı anlatan filmlerden, evet kabul ediyorum Annie nişanlısı olduğu halde başka bir kimseye hayranlık duymaya başlıyor bu yanlış gibi gözükebilir. Ancak bana göre değil, çünkü sonuçta Sam'le hiçbir irtibatı yok. Yalnızca duyduğu hayranlığı içinde besliyor. Kaldı ki daha sonra nişanlısına karşı dürüst oluyor. Ortada radyoda yalnızca sesini duyduğu adama hayranlık besleyen, ölen eşine karşı hissettiği aşkı anlatmaya cesareti olan bir erkeğe merak duyan bir kadın var. Fiziksel olarak onu görmüyor ancak, bu onun için zaten önemli değil. Etkilendiği şey bu adamın sihirden ve ilk bakışta aşktan bahsedişi. Annie ise bu duygulardan çok uzak. Her ne kadar nişanlısının aradığı insan olduğunu düşünse de böyle olmadığını anlamaya başlıyor. Bu yüzden film doğru insan seçiminde bizlere birkaç öğütte de bulunuyor. 'İnsan ilk görüşte aşık olabilir ve o kişiyi ilk kez gördüğünde kendisi için doğru kişi olduğunu anlayabilir, aşk gerçektir' demek istiyor. Tabi gerçek hayattaki geçerliliği konusunda hiçbir fikrim yok. Mesela aşk denilen şey var mı gerçekten onu bile bilmiyorum. Sam ve Annie'ye bakılırsa var.

Tom Hanks ve Meg Ryan ikilisini filmlerde izlemeyi seviyorum. İkilinin oynadığı Mesajınız Var filmini de öneririm. Ayrıca Meg Ryan'ın diğer bir filmi olan Harry İle Sally Tanışınca filmini de izleyin derim. İzlemeden geçmeyin;


Ah, izlenilecek o kadar film var ki! :) Şimdilik benden bu kadar, görüşmek üzere...

21.11.2015

Stephenie Meyer'in Yeni Kitabı!


Bundan birkaç yıl önce Alacakaranlık serisiyle tanıdığımız Stephenie Meyer serinin ilk kitabını tekrardan yazmaya başlamıştı. Bu sefer herşey Edward Cullen'ın gözünden anlatılacaktı. Ancak hikayenin ilk on iki bölümü internete sızdırılınca Meyer bu kitabı yayımlatmaktan vazgeçmişti. Başta ben olmak üzere birçok hayran da bu işe oldukça üzülmüştü. Ancak çok sevindirici bir haber geldi. Meyer Alacarakaranlık'ın onuncu yılı şerefine bir kitap yazdı. İsmi Life and Death. Bu sefer hikaye tekrardan yazıldı. Ancak çok farklı bir şekilde. Bella artık bir erkek karakter ve Edward da bir kadın karakter. Yalnızca onlar da değil diğer tüm karakterlerin cinsiyetleri değişiyor. Olayların nasıl gelişmiş olabileceğini az çok tahmin etsem de kitabın ülkemizde de çıkmasını dört gözle bekliyorum. Ne kadar kötü eleştiriler alırsa alsın bu seriyi hayatta unutamam. Kırk yaşıma gelsem de ve Meyer bir şeyler yazmaya devam ediyorsa istisnasız her kitabını okuyacağımı biliyorum. Tıpkı J. K. Rowling gibi takipte olduğum bir yazar çünkü.

Yurtdışında kitap çıktı ve kitabın hayal kırıklığına uğrattığına dair bir duyum aldım. Buna üzüldüm. Ancak ön yargı yapmak istemiyorum. Kötü bir ön yargı oluşmasını hele hiç istemem. Umarım bizim yayınevlerimiz de ellerini çabuk tutarlar. Yayın haklarını Epsilon Yayınevi'nin alacağını düşünüyorum. Ama bakalım neler olacak. Kitabın ülkemizde de biran önce çıkması dileğiyle...

Kitaptaki karakterlerin bir listesi;

  • BEAU SWAN
  • EDYTHE CULLEN
  • JULIE BLACK
  • CARINE CULLEN
  • EARNEST CULLEN
  • ARCHIE CULLEN
  • ROYAL HALE
  • ELANOR CULLEN
  • JESSAMINE HALE
  • JOSS
  • LAUREN
  • VICTOR

1.11.2015

Kardeşimin Hikayesi- Zülfü Livaneli


"Geçmişi unut
Koy bir kenara
Yeni bir sayfa aç
Kurtar benliğini dünden
Bugünün çocuğu ol
Bütün bilgeliği ve gülümseyişiyle gençliğin
Şu anı hiç terk etme ne olur
Sonsuza uzanan şu günü, terk etme."  

-Mevlana
~   ~   ~     ~   ~
İnsan
"Bir damla kan ve bin gözyaşı."

-Şirazlı Sadi


"Eğer bir kitap kafamıza vurulan bir darbe gibi bizi sarsmıyorsa, okumaya neden zahmet edelim ki?" demiş ünlü yazar Franz Kafka. Beni kafama darbe yemişim gibi sarsan bir kitabın sayfalarından ayrılmak zor oldu elbet; oysa sonunu görmek için nasılda hızlıca okumuştum! İşte bazı zamanlarda okumaktan bu yüzden kaçarım, olur da çok seversem ve başından hiç kalkmak istemezsem diye korkarım. Çünkü kısa sürede bitirmek isteyip de bitiremezsem aklımın kitapta kalacağını bilirim. Sonra, kitabın başına oturana dek tıpkı bir hayalet gibi günü atlatmaya, sabırsızca etrafta dolanmaya başlarım. İnsan bir kere hayatını sarsacak o etkileyici kitapla karşılaşmaya görsün! Şanslıysa kişi böyle güzel yüzlerce kitapla karşılaşır ve birçok kitap kurdu için bu paha biçilemezdir; tıpkı benim için olduğu gibi.

Kardeşimin Hikayesi, Livaneli'nin ne iyi ne de kötü beklentilerle okumaya başladığım ilk romanıydı. Yalnızca içimde daha önce okumadığım bir yazarın kitabını okuyacak olmamın heyecanı vardı. İlk cümlesinden itibaren etkileneceğimi, merak içinde pür dikkat hiçbir sayfayı atlamadan heyecanla okuyacağımı nerden bilebilirdim? Mesela sonuna geldiğimde bu kadar hızlı okumamış olmayı dileyeceğimi ya da uzun zamandır elime geçen en iyi kitap olacağını...

Gerçek hayat, ölüm ve kalım, aşk, acı, büyük bir gizem bulutunun içerisinde ilerlemek gibi Kardeşimin Hikayesi'ni okumak. Etrafınız tüm bunlarla ve daha fazlasıyla sarılıyken allak bullak olmaya hazırlanın! İç içe geçmiş hayatlara tanıklık ederken gerçek bir gizemin ortasında bulacaksınız kendinizi. Romanın baş kahramanı Ahmet Arslan'ın yaşadığı Karadeniz'in bir köyüne yolunuz düşecek. Kitapları ve yalnızlığıyla hayatını devam ettiren bu garip adamın izinde bir cinayetin arkasında kimin olduğunu merak edecek, evine aldığı gazeteci kızın dinledikleriyle ürpereceksiniz. Ve belki de onunla birlikte aşkı, yaşamı, gerçekleri sorgulayacaksınız.

Dışarıdan bakıldığında sessiz, sakin ve kendi halinde biri Ahmet Bey. Bir mühendis emeklisi, emekli olduktan sonra kimi kimsesi olmadıği için Karadeniz'in bu ücra köşesine çekilme kararı almış tek başına. Sahip olduğu tek şey köpeği ve kitapları. Köyde de evine giren çıkan kimse yok; gündelik işler için yardıma gelen Hatice Hanım ve onun İngilizce öğrenmek için gelen oğlu dışında. Bir de büyük şehirden taşınmış olan Arzu Hanım ve onun yaşça büyük varlıklı eşi var tanıdığı. Her şey Ahmet Bey'in Arzu Hanım'ın öldürüldüğünü duymasıyla başlıyor. Evlerinde verdikleri büyük bir partiden sonra Arzu Hanım bir cinayete kurban gidiyor. Köye gelen gazeteci bir kız adını duyduğu bu varlıklı ailenin ve cinayetin izinde komşuları Ahmet'ten yarďım istiyor. Ahmet Bey ise hem genç kızın sorularına cevap verirken hem de ikiz kardeşi Mehmet'in hikayesini anlatmaya başlıyor. Ahmet'in bu hayatta tek sahip olduğu kişi kardeşi Mehmet. İkiz kardeşler çok küçükken anne ve babalarını trafik kazasında kaybetmişler, Ahmet burada hayatını sürdürürken Mehmet de yaşadığı acıların etkisiyle dünyanın ücra köşelerini gezmekte. Kitap ilerledikçe cinayeti kimin işlediğini ve aynı zamanda Mehmet'in hikayesinin sonunu merak ediyoruz. Sona geldiğimizdeyse her şey çözüme kavuşuyor, tüm sır çözüldüğündeyse tepetaklak oluyoruz.

Zülfü Livaneli'nin dediğine göre 'İnsanların duyguları olmasayďı her şey nasıl olurdu?' sorusuyla oluşturulmaya başlanmış Kardeşimin Hikayesi. Ahmet Bey'in romanda hiçbir duyguyu hissetmediğini defalarca anlatmaya çalışması biz okuyucuya bu soruyu düşündürtmeye yönelik. Öyle ki bu garip adam kimseye dokunamıyor aynı zamanda da hiçbir insanî duyguyu gösteremiyor. Kendisi de başlı başına bir muamma. Romanın en başından itibaren bunu hissediyoruz. Onun gerçek hayatta karşımıza çıkamayacak kadar farklı bir insan olduğunu seziyoruz. Farklı karakterler, farklı olaylar, özgün bir kitap ve son derece zeki bir yazarla  Kardeşimin Hikayesi Türk Edebiyatı'na göz ardı edilemeyecek bir katkıda bulunmakta.