5.02.2016

Hüzün.

Ne zaman hüzne boğulsam durduk yere, ne zaman dibe vursam bilirim.

Yapacak hiçbir şey bulamasam, aslında çok fazla şey olsa da yapacak, ne zaman tembelleşsem bilirim.

Mutsuz olsam ve çaresiz kalsam, kendimle ve hayatımla ne yapacağımı bilemesem de bilirim.

Güneş solsa ve yağmur yağmaya başlasa, bilirim.

James Blunt dinliyorsam, bilirim. Yani hüzünlüysem hep bilirim ben.

Tüm gün evden çıkmıyorsam, gidecek çok yerim varsa da gitmiyorsam, bilirim.

Dibe vurmuşluğu, bilirim.

Yeniden başlıyorum hayata, ve bu hüzünler bir geçiş yeni gelene. Eski hayatımı temizlemek için ve yeni gelenlere yer açmak için. Ne zaman bu kadar hüzünlensem biliyorum işte, büyük ve iyi şeyler beni bulmak üzere. Daha iyi ve güzel şeyler. Yeniden ayağa kalkacağımı, daha büyük adımlar atacağımı bilirim bundan sonra. Dibe vurmak, hüzünlenmek o kadar da kötü değildir belki de. Nasıl olsa acı hissedilmeyi talep etmiyor muydu? Nasıl olsa daha iyiyi getireceğini biliyorsak hüzünlerin, o kadar da büyütülmemeliydi belki de?

1 yorum: