1.05.2016

Rüzgara Karşı


         Hayat, büyük bir savaş alanı. Karmakarışık, engebeli ve güç. Her düştüğünde yeniden ayağa kalkabilecek cesarete sahip olanların kazanacağı bir macera. Karşındaki insanı yenip yenebileceğinden daha çok; kendine karşı yürüttüğün bir savaş. İnsanın kendi kendine yürüttüğü bu savaşta kazanan da kaybeden de bir. Bu yüzden her şey bu kadar zor; kaybettiğinde suçlanabilecek tek kişi gene insanın kendisi. Hayat, kendi sınırlarımızın duvarlarına yaptığımız bir yolculuk; tek başımıza ve engellerle dolu...
           Mutlu oluyoruz ve sonra üzülüyoruz. Bir şeyleri inşa edip yeniden yıkıyoruz. Bazen istediğimiz şekilde bazen de en istemediğimiz şekilde var olmayı öğreniyoruz. Öğrenmek zahmetli. Ancak bir kere öğrendikten sonra her bir kaybediş ve yıkılış çok değerli. Çünkü asıl önemli olan inat etmekte, başaracağına inanmakta, kendi gücünün farkına varabilmekte. İnsan, başkalarından çok kendi kendine meydan okuduğunda neler yapabileceğini görebilir. Daha önce hiç başaramayacağı şeyleri kendi kendine yürüttüğü bir savaşta gerçekleştirebilir belki de. Çünkü başkaları etrafımızdan çekildiğinde bize kalan tek kişi kendimiz olacağız. Herkesten önce kendimizi sevmekten, kendi kendimizi motive etmekten başka bir yol yok. Çünkü en sevdiklerimiz bile bir gün gidebilir; 'kendimiz' gene bize kalacak.
           Bir gün vahşi bir rüzgar gittiğimiz yoldan bizi alıkoyduğunda önümüzde iki seçenek belirir; birincisi arkaya bakakalmak ve ikincisi yeni bir yolu denemek. Birincisi, insanın önündeki fırsatları görmeden bazı şeylere takıntılı bir hayat sürdüğüne işaret ederken ikincisi, yeniliklere açık ve ne olursa olsun pes etmeyen savaşçı bir insanı anlatır. Hangisini seçecegımiz bize kalmış. Ya her istediğimize sahip olamadığımız için yakınıp duracağız ya da elimizdekilerle en iyi olanı başarmaya çalışacağız. Oysa bir gün bir yerde okumuştum; dünyadaki en mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip olanlar değil, elinden gelenin en iyisini yapanlarmış. Biz gerçekten mutlu olmak istiyor muyuz? Yoksa kendi kendimize söylediğimiz bahaneler kafamızın içinde uydurduğumuz birer yalan mı?
          Kendimize karşı yürüttüğümüz savaşı kazandığımızda hayatta yeni bir kapı belirecek önümüzde. Biz kendimizi daha fazla sevdiğimiz için insanlar da bizi daha fazla sevecek. Kendimize olan güvenimiz arttığında başkaları da bize güvenecek. Başaracağımıza inandıkça daha fazla başaracağız. Çünkü kendi içimize karşı kazandığımız zaferleri insanlar hissedecekler. Duruşumuz ve bakışımız bile değişecek. Savaş alanından zaferle ayrılmış bir askerin gururunu taşıyacağız içten içe. Çünkü bir insan kendisini yenerse, tüm dünyayı yenenilir. Dünya, değişmeye biz kendimizi değiştirtirdiğimizde başlayacak. Bir insan değişecek, sonra tüm dünya.