29.12.2016

Yeni Yıla Günler Kala


Bugün okullar tatil edildi. Şehrimde her yer kar. Oda arkadaşım da uyuyor. Tam bir dinginlik çökmüş durumda hayatıma. Bu kadar yorgunluğun üzerine çok iyi geldi bu kar tatili. Yerlerde yarım metre kar var. Ve ben çok mutluyum. Hava apaydınlık. Yeni kararlar alıyorum. Kararlarımı tekrar bozuyorum. Sakin bir güne uyandım. Ama içim kıpır kıpır. Yeni ve çok güzel şeylerin beni beklediğini hissediyorum. Formasyon eğitimim bitti. Öğretmen olmama beş ay kaldı. Okulumun bitmesine de. Ömür boyu ögretmen olmak istediğimden emin değilim. İstediğimin bu olduğunu düşünmüyorum. Staj yaparken bu işi seveceğimi ama ömür boyu sürdüremeyeceğimi anladım. En azından beş yıl kadar yaparım sanırım. Daha sonrasında ise o hayal ettiğim işe kavuşacağım. Biliyorum.

Bu dönem sınavlarını da verdikten sonra ikinci dönem çok boş vaktim var. Ve ben bu boş vaktimi İngilizce öğrenerek ve yüzmeye giderek doldurmayı düşünüyorum. İngilizce için de şimdiden başladım sayılır. Meğerse insanın hep ertelediği bir hayaline kavuşması ne güzel şeymiş! Artık, okuldaki sınıfımdan bir arkadaşımın İngilizce grubuna dahilim. Şimdiden bir Hindistanlı bir Endonezyalı ve bir de Pakistanlı arkadaşım oldu. Ben onları ülkeme davet ettim onlar da beni ülkelerine davet ettiler. Her gün İngilizce pratik yapıyoruz. Ve ben bunu çok uzun zamandır istiyordum. Hep başka ülkelerden insanlarla tanışmayı hayal etmişimdir. Bir şeyi çok isteyince bence Allah kişinin karşısına çıkartıyor.

Olumlama cümlelerini dinlemeye devam ediyorum. Yeni yıla girmeden bir defter aldım ve onu ajanda olarak kullanacağım. Zinciri Kırma etkinliğine dahil oldum ben de. O nedir derseniz; Youtube'a  girip aratabilirsiniz, ama ben de kısaca anlatayım. Bir hedefini belirliyorsun ve gerçekleştirmek için her gün 10 dakika hayatında uyguluyorsun. Bunu her gün yaparak takvimde üzerini çiziyorsun. Ve çiziklerden bir zincir oluşturmuş oluyorsun. Mesela her gün 10 dakika kitap okumak gibi bir hedef belirleyip takvimde üstünü çiziyorsun ve takvimde boşluk oluşturmamaya çalışıyorsun. İşte ben de bu yöntemi uygulamaya başlayacağım yeni yılda. Mesela her Pazar günü blog yazmayı, her gün bir bölüm İngilizce dizi izlemeyi, her gün 10 dakika kitap okumayı hedefledim ben. Birkaç tane daha şey hedefledim. İşe yarayacağını düşünüyorum bu yöntemin.

Yılın son günleri artık. Bu yılın kesinlikle benim yılım olacağinı hissediyorum. Bugün dilek panosu hazırlayabilirim. Yaratım panosu yani. Bundan da bahsetmiştim diye hatırlıyorum. Yeni yılda gerçekleştirmek istenilenler için küçük bir pano oluşturulup hep görülecek bir yere asılıyor. Böyle değişik uygulamaları çok seviyorum. Hayatımda da uygulamaya çalışıyorum. Bir de keşke, izlemem için birileri keyifli diziler önerse ne güzel olurdu. Kendinize iyi bakın.☄⭐❄🌟🐧

18.12.2016

Kendini Sev


Bu hayatta her şeyin başı bana kalırsa kendini sevmek, kendine değer vermek. Ülkemizde ve dünyada karışıklıkların ve savaşın yaşandığı şu dönemde herkesin morali bozuk. Ben de şu birkaç gündür çok mutlu değilim açıkçası. Yaşanan olaylar herkesin tadını kaçırdı. Neden sürekli savaş halindeyiz, neden birbirimizi sevemiyoruz, içimizdeki bu kin, nefret niye? Bunları sorguluyorum sürekli. Sanırım her şeyin başı sevgi. Bir insan kendini sevmediğinde etrafındakilerle kavga halinde olur. Kendi mutlu değilken nasıl başkalarını mutlu edebilir ki zaten? Kendini sevmeyen biri başkalarını sevebilir mi? Kendisiyle kavgası olanın bana kalırsa başkalarıyla da kavgası olur. Başkalarıyla kavgası olanların yaşadığı sevgisiz bir toplumda da her şey yaşanır bana kalırsa. Halkını sevmeyen siyasetçiler var mesela. Kendi içleri kirli. Onlar benciller. Kendilerini de sevmiyorlar ki. Yalnızca bu insanlardan ne kadarını alabiliriz hesabı onlarınki. Sevseler, bu kadar duyarsız kalabilirler mi? Ben inanmıyorum haberleri olmadığına. Bu bombaların engellenemeyecek olmalarına inanmıyorum, kim ne derse desin.

Kendimden biliyorum. Kendime bazı zamanlarda fazla yükleniyorum. Yaptığım hatalar yüzünden suçluyorum kendimi. Böyle olunca kendimi sevemem ki. Başkalarını hiç sevemem. Sonra farkına varıp duruyorum. Çünkü kendime olan sevgim ufacık bile azalsa hemen çevremdeki insanlarla da çatışmaya giriyorum. İçim bir huzursuz oluyor. Bu yüzden her şeyin başı insanın kendisini sevmesi. Ama bu bencillik değil. Çünkü bencil olan insanlar bana göre kendilerini de sevmeyenlerdir.

İnternetten bulduğum bir olumlama videosunu dinlemeye başladım. Bir ay boyunca sabahları kalktığımda ya da akşamları yatmadan önce dinlemeyi düşünüyorum. Siz de Youtube'a 'kendini sevme olumlaması' yazarak bulabilirsiniz. Sizi bilmem ama ben bir şeyin 40 kere söylenince olacağına inananlardanım. O yüzden videoyu dinlemeye başladım. Kendimin kusursuz olmadığını biliyorum. Her insan gibi benim de hatalarım ve eksiklerim var. Ancak elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım. Ve kendimi tüm hatalarım ve kusurlarımla kabul edeceğim.

13.12.2016

Hayallerim Kendi Ellerimde


Bu hayata bir kere geliyoruz. Çoğu kez ikinci bir hayat şansımız varmış gibi davransak da böyle değil. Biricik hayatımız var. Bunu bana, bu günlerde hatırlatan bir şey oldu. Kuran'dan bir ayet gördüm tesadüfen. Kaderimizim çabamıza bağlı olduğunu yazıyordu. Bu hayatımızı kendimizin şekillendirdiğine bir kanıt adeta. Uzun zamandır aradığım yegane söz buymuş meğer! Duyduğumdan beri pes etmeden hayata asılmaya başladım. Üniversitedeki derslerime bile devam etmek zor geldiğinde hep bu sözü hatırladım. Ulaşmak istediğim yere ancak çalışarak gelebileceksem işe hemen koyulmayıldım. Mesela artık kendimi zorlamadan, önce istediğim kitabı okumaya başladım. Bu ayeti duymak adeta hayatıma ilaç oldu. İstediğim kişi olabilmek için elimde tuttuğum gücün ve bana verilen şansın kıymetini artık daha iyi anlıyorum. Ben küçücük görünen ama hayatımı yönlendirme gücüne sahip büyük bir kızım. Herkes öyle değil mi zaten? O yüce güç hepimize eşit bir şekilde o şansı sunmuş. Değerlendirip değerlendirmemek bizim elimizde.

Artık bir işe kalkışırken isteksiz değilim. Yaptığım her iyi çalışmanın bana gene iyi bir şekilde dönebileceğini düşünür oldum. Uzun zamandır merak ettiğim ve okumayı ertelediğim kitabıma başladım. Hep istediğim gibi artık daha fazla kitap okuyacağım. Artık ertelemek yok! Okula giderken ya da sevdiğim şeyleri yapmaya kalkışırken kendime bahaneler üretmiyorum. Kendime çok yüklenmeden kendimde neyi değiştirmeyi arzuluyorsam alışlanlık haline getirmeye çalışıyorum. Dileklerimin çoğu küçük şeyler. Ama küçük şeylerin gücüne inanmaya başladım. Önce kendimi mutlu etmeye çalışıyorum. Çünkü farkettim ki kendim mutluysam insanları da mutlu ediyorum. Yani önce insanın kendinde bitiyor iş. Ben bir evreni barındırıyorsam yüreğimde, tüm eylemlerim eminim ki en azından çevremi de etkiliyor. Bu bencillik değil. Zaten insanın biraz bencil olması gerekiyormuş onu farkettim. Yoksa olmuyor arkadaş!

Hayatımı şekillendirme düşüncesi büyülü bir şey. Neyi tercih edersem ben oyum demektir. Aynı zamanda korkutucu. Çünkü bazı tercihlerin sonu belirsiz. Ve hayat tercihlerden ibaret. Zorlu bir yol var önümde. Ben gene küçük küçük adımlar atacağım. Başından beri istediğim şeyi gerçekleştirmeye başladım ya devamı gelir diye tahmin ediyorum. O şey tabiki de hayal ettiğim gibi çokça okumaya yeniden başlamak. Çok gülmek, mutlu olmak, kendi isteklerimi gözardı etmemek, kendime eskisinden daha fazla değer vermek, kimin ne dediğini umursamadan kendimce tercihler yapmak. Bugün ve dün tek başıma dışarı çıktım mesela. Dilediğim gibi alışveriş yaptım. Danışabileceğim kimse yoktu. Yalnızca kendi istediğim şekilde tercihler yaptım. Kendimi çok iyi hissettim. Başkaları yanımdayken hep ertelediğim bir şeydi. Önce ben demeyi öğreniyorum sanırım. Hayatımda dostlarım olabilir ya da ailem. Ama işte insanın yanında her zaman dostları ya da ailesi olmuyor. Üniversitenin bana öğrettiği en güzel şeylerden; kendi tercihlerime güvenmeyi öğrenmek! En sonunda insan gene kendiyle. Bu yüzden de önce kendine güvenmek zorunda.

8.12.2016


Ya artık ne yapacağım konusunda bir fikrim yoksa? Hayallerimin ne olduğu konusunda bir fikrim yoksa?

Uzun zamandır yaşamadığım bir boşluk içindeyim. Hayatımla ne yapacağım ben diye düşünüp duruyorum. Üniversite bitmek üzere. Ne olmak istediğimden, hangi işi yapmak istediğimden o kadar da emin değilim. Oysa ben adım adım hayatımı planlamamış mıydım? İşte gerçek hayatta planlar bazen şaşabiliyor. Şimdi ben hayallerim, hayallerim diye ortalıklarda geziniyorum da cidden belirsizleşmeye başladılar gözümde. Hayatımda ne istediğimi bilemez bir noktadayım. Şu yol ayrımları cidden sancılı. Bilmiyorum, şu anki ruh halimden dolayı mı böyle düşünüyorum ama hayatımı kontrol edemiyor gibiyim. Çünkü dedim ya hayallerimin ne olduğunu bilemiyorum sanki. Ne istediğimi bilmiyorum. Hayatımla ne yapacağımı bilmiyorum. Beni bekleyen bir hayat var önümde. Ailem mezun olup eve gitmemi ve bir işe girmemi bekliyorlar benden. Sanki her şey aceleye geliyormuş gibi hissediyorum. Hayatın akışına kendimi kaptırdım gibi. Bazen herkesten ve her şeyden uzaklaşmak ve kendimi bulup geri dönmek istiyorum. Gittiğim yerde de tanıdığım ve bildiğim kimse olmasa mesela. 

Daha önce hiç bu kadar boşlukta hissetmemiştim. Bu boşluk hissiyle ilgili internette bir psikoloğun yazısını okudum. İnsandaki bu boşluk hissi bazen iyileşme belirtisi olabiliyormuş. Daha önceden yaşadığımız sorunların bittiği, artık düzlüğe çıkmanın verdiği his gibi bir şey. İnsan bazen o sorunlarla boğuşmaya o kadar dalıyormuş ki son bulduğunda bir boşluğa düşebiliyormuş. Umarım benimki de böyle bir şeydir. Belki de bu boşluk hayatımı bir şeylerle, güzel olan şeylerle doldurmam için vardır.