31.01.2017

KİTAP YORUMU | | Stefan Zweig- Olağanüstü Bir Gece


Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.

Stefan Zweig sanırım gerçekten bilge bir adam. Hayatın sırlarını, insanın derinliklerini çözmüş bir yazar. Kitapları okunduğu zaman kesinlikle insana bir şeyler katabilir. O yüzden diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Şimdiden diğer eserlerini de ekledim okunacaklar listeme. Bu yazarı bırakmak istemiyorum. Beni içine çekti. Olağanüstü Bir Gece, yazara ait benim okuduğum ilk roman. Burjuva sınıfına ait zengin bir adamın yaşamdan aldığı zevkin son bulmasıyla başlıyor hikaye. Hiçbir şeyden zevk alamayan, her istediğini elde etmeye alışmış karakterin içine doğru bir yolculuktu sanki. Onun psikolojisinin derinliklerine şahit oluyoruz. Bir adamın kendini ve mutluluğunu yeniden buluşunun hikayesi. Kendimden bir şeyler buldum. Hayatın amacını sorguladığım şu zamanlarda karşıma tesadüfen çıktığını düşünmüyorum. Sanırım bu hayatta çok az şey tesadüf.

Gayet kısa bir roman. Hikaye de denilebilir bana kalırsa. Toplam 69 sayfaydı. Bir günde bitirdim. Olay örüntüsünün basitliğine rağmen sonunu bitirmek için sabırsızlandım. Karakterin nasıl yaşamdan yeniden zevk almaya başladığını sonuna kadar merak ettim. Kitabın sonunda yazarın vardığı yer çok hoşuma gitti. Kendime ders çıkarttım. Diyorum ya hayatı sorguladığım bu zamanlarda çıktı karşıma diye. Sorduğum bazı sorulara yanıtlar buldum. Ayrıca uzun zamandır kitap okuyamama problemini de yendim bu romanla. Hem ince olması, hem sonunu merak etmem bunda etkili oldu. Okuyamama problemi yaşıyorsanız kesinlikle önereceğim ilk kitaplardan.

Kitabın ilerleyişinde anlamlandıramadığım bir nokta oldu. Yazar, bu olayın yerine farklı bir olayla mesajını verebilirdi diye düşünmedim değil. Kitap mükemmel değildi. Ama naifliği, romantik havası beni içine çekti. İşlediği konuyu da son derece hayatın içinden buldum. Artık o kadar az şeyden mutlu oluyoruz ki; bize sevmenin, küçük şeylerin önemini yeniden hatırlatıyor.

23.01.2017

Kitap Arası; Dizi Molası

friends dizi tumblr ile ilgili görsel sonucu

Bir dizi molası vermeye ne dersiniz? Her yerde duyuyordum, Friends şöyle güzel bir dizi, böyle güzel bir dizi diye. Fazla beğenilen ve popüler olan şeylerden uzak kalma huyum vardır. Fazla popüler olan şeyleri pek sevemiyorum. Sevmeyince de haliyle uzak kalıyorum. Uzun zamandır bir dizi arayışındaydım. Kafama göre bir dizi bulamıyordum. En son izlediğim dizi Big Bang Theory dizisiydi. 5. sezona kadar izledim; ancak daha gerçekçi bir şeyler aramaya başladım. Friends dizisine bir şans vermeye karar verdim. Yalnızca bir bölüm izleyip bırakmayı düşünürken, resmen bırakamadım! Çok ama çok sevdiğim bir dizi halini almaya başladı.

Bir diziye başlayıp son sezonuna kadar izlediğim görülmemiştir. En sevmediğim huyumdur; bir şeyleri sonuna kadar devam ettirememek. Friends dizisini sonuna kadar götürmeyi düşünüyorum. O yüzden boş vakit buldukça sürekli izleyeceğim ki araya zaman girip yarıda bırakmayayım. Adından da anlayacağınız üzere; bir arkadaş grubunun başından geçenlere şahit oluyoruz. Her bölüm farklı bir macera. Ve eski zaman diliminde geçiyor olmasını acayip sevdim. 90'lı yıllara acayip merakım var benim. Her bölüm ne olacak diye merakla bekliyorum. Monica karakterinde kendimden bir şeyler buldum! Benim gibi düzen, temizlik takıntısı olan birisi. Benim için de düzenlik ve temizlik son derece önemlidir. Gerçek hayattan bir şeyler bulabileceğiniz, arkadaşlık, aşk, sevgi, aile üzerine kurulu son derece komik bir dizi. Çok çok sevdim. Dizi New York şehrinde çekiliyor. Olaylar genellikle Monica karakterinin evinde ve Central Perk isimli kafede geçiyor. Kitap okumadığım ve kitap fotoğrafı çekmediğim sürece evde işte bu tatlı diziyi izlemekle meşgulüm. Bu yarı yıl tatilini çok sevdim ben!
'Arkadaşların' toplandığı tatlış kafe:

17.01.2017

Paulo Coelho-Simyacı


Kitap: Simyacı
Orijinal Adı: O Alquimista
Yazar: Paulo Coelho
Çevirmen: Özdemir İnce
Yayıncı: Can Yayınları
Goodreads Puanı: 3.76 (936.111 oy)
Sayfa Sayısı: 186

ARKA KAPAK:

Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun üçüncü romanı. 1996 yılından bu yana Türkiye'de de çok okundu, çok sevildi, çok övüldü bu kitap. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlâna'nın ünlü Mesnevî'sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir "klasik" yapıt haline geldi.

Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir "nasihatnâme"; "Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?" gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor.

Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.

Paulo Coelho ile daha önce "Elif" kitabı sayesinde tanışmıştım. Onu okuduğumda da aklımda kalmıştı uzunca bir süre. Simyacı da öyle oldu. Paulo Coelho yazarlık yapmadan önce ülkesi Brezilya'da oldukça tanınan bir şarkı sözü yazarıymış. Gazetecilik de yapmış. En sonunda yazarlığa başlamış ve iyi ki de yazıyor!

Sonunu merak ettiğim, okurken bir şeyler öğrendiğim bir kitaptı. Sayfaları hızlı hızlı çevirdim. Kahramanın hazineye ulaşıp ulaşamayacağını merakla bekledim. Ben kitaplarda en çok bu merak duygusunu arıyorum sanırım. Sonunu merak ettiğim müddetçe ya da bana yaşattığı duyguları sevdiğim müddetçe bir kitaba bağlanıyorum, o kitabı okunmaya değer görüyorum.

Simyacı öyle bilindik tarz kitaplardan değil. Zaten Mevlana'nın Mesnevisindeki bir hikayeden esinlenerek yazmış Paulo Coelho. İçinde mistik ögeler fazlaca vardı. Bir çobanın hayatı sorgulaması ve bir hazinenin peşine düşmesiyle başlıyor her şey. Bulunduğu yerden uzaklara gitmeyi göze alan çobanımız çıktığı yolda hayata dair gerçeklerle ve bilgece düşüncelerle karşılaşıyor. Onunla birlikte hayatın anlamını sorguluyoruz. Mısır topraklarına ve çöle yolumuz düşüyor. İspanyadan, Mısır piramitlerine uzanan bir hikaye.

Bu arada Can Yayınları'nı çok seviyorum. Söylemeden edemeyeceğim. Kitap fuarında stantlarını görmeliydiniz cidden. Çok güzel indirimler ve harika kapaklı kitaplar vardı. Önünden ayrılmak istememiştim. Paulo Coelho'nun diğer kitapları da Can Yayınları'ndan çıktı. Şimdi gözümü yazarın Casus isimli kitabına diktim. Onu da merak ediyorum.